Yeniden burada...

2008-09-18 16:43:00

Neredeyse bir yıldır blog sayfama  hiçbirşey yazmamışım ama mazeretim vardı! Son yazımı yazıp bitirdikten bir süre sonra  ailecek hayatımızda bir değişiklik yapma kararı aldık. 14 yıldır yaşadığımız şehirden, üniversiteden, dostlardan, evimizden-bahçemizden ayrılıp bir başka şehre yerleşmek! İnsanlık için küçük ama bizim için büyük bir adım dı!!!

Uzun zorlu bir süreç oldu bu değişim. Bazen yıldık bile, bazense zorluklarla kamçılandık, daha da heveslendik. Nihayetinde tam iki ay önce  İstanbul’a geldik ve yerleştik. Neresinde miyiz? Kalmışda, anadolu yakasında, denize yürüme mesafesinde bir sokaktayız...

Küçük ama sıcak, kendinizi özel ve güvende hissettiren, kolaylıklarla dolu bir şehirden, 4000 yıllık tarihi belgelenmiş, görmemiş olanlar için bir muamma, görenlerin aşık olduğu vazgeçemediği, iki kıtayı birleştiren, size merakınızı devamlı dürten bir ürküntü veren İstanbul’a geldik işte...Denizi, martısı, vapurları, camileri, yedi tepesi ile bizi bekliyomuydu anlayamadık ama şimdilik bağrına basmadıysa da reddetmedi de!

Aslında ben bu şehre aşinayım. İlk 1 yaşında  büyüklerin ellerini öpmek için getirilmişim. Babam bu şehirde yetiştiği ve çok sevdiği, annemin akrabalarının  bolluğu nedeni ile heryıl düzenli olarak ziyaret ettik, seksenlerin oratlarında Emirganda iki yıl yaşamışlığımız bile vardır. Eski İstanbulu yoluyla, hikayeleri, çeşmesi, sarayı, vapuru, adası ile az buçuk iddiasızca bilirim. Ama yeni İstanbul’u, değişmiş İstanbul’u???

Şimdilerde bildiklerimi yeniden gezerek, arayarak alışmaya çalışıyorum bu şehre. Bu şehir bana bir güç veriyor. Onca yozlaşmaya rağmen hala ayakta, hala dimdik ve  vakurlu..

Peki ya bu değişimin bir parçası olan geride kalanlar? Geride kalanları konuşmak  çok zor. Yaşayanın anlayacağı birşey bu! İlk bıraktığım ve hasreti içime düşen bahçem; Her yaprağını dalını, çiçeğini ezbere bildiğim, solanlarla solduğum, açanlarla yeniden yeşerdiğim, canlandığım, bana elindekini cömertçe sunan bahçem... O bensiz öksüz müdür bilemiyorum ama doğa bu, öyle dirayetli ve dirençli ki! Peki ya ben?..

Sonra dostları bıraktım geride, alışılması en zor olan bu. Yenisini yerine koyamayacağım, neşeyi kederi ancak kısıtlı telefonlarla konuşabileceğim, bu nedenle de  bir türlü hasreti bitmeyecek dostluklar...Biliyorum her  fırsatta her görüşmede kaldığı yerden  devam edecek ama yinede elimin altında yokladığımda her seferinde kayıp duygusunu yaşayacağım dostluklar...

Öğrenciler ve keyifle anlatılan dersler de bıraktım geride. Gençlikleri ile beni  gençleştiren, içime yaşama sevinci dolduran, herşeyi bilip de hala size ablaları, anneleri, hocalarıymışsınız gibi ihtiyaç duyan ama bunu asla açıkça belli etmeyen öğrenciler. Sizin adam olacaklarını çok iyi bildiğiniz ama onlar bunu bilmediği için, onların geleceği bilmeyen kaygılı hallerine için için güldüğünüz öğrenciler...

Yeni karşılaşmalar ve  geride bıraktıklarımız ile özet bukadar, işte  bir yıla yakındır yazamayışımın da mazereti buydu, umarım bu mazeret yeterli olacaktır ve aileme ve bana sağlıklı, huzurlu, mutlu günler getirecektir...

86
0
0
Yorum Yaz