Bir zamanlar bahçemde yetiştirdiklerim

2013-05-03 19:18:00
Bir zamanlar bahçemde yetiştirdiklerim |  görsel 1
Bir zamanlar Denizli de yaşardım, çok severek... Oradaki bahçemde yetiştirdiklerimden bir yazı yazmıştım, sizlerle onu paylaşmak istedim bugün....

           İlk olarak gözbebeğim “ters lale”. Doğu Anadolu dağları ve İran’ın komşuluğunda olan yüksek kısımlarda doğal ve endemik olarak yetişen soğanlı bir çiçektir. Son yıllarda yurtdışına çıkışı kontrol altına alınmış olsa da zamanında yurtdışına bolca götürülmüş ve Hollanda ve İngiltere gibi ülkelerde hibrit türleri bile üretilmeye başlanmıştır. Fritillaria cinsine ait ve pek çok alt türü olan bir çiçektir. Yurdumuzda da çeşitli yörelerde 12 ayrı türünü bulmak mümkündür. Laleye benzeyen, bir dalın üzerinde 5-6 adet çiçeğin ters dönmüş görünümü nedeni ile “ters lale” adını almıştır. Ancak Doğu Anadolu bölgemizde “ağlayan gelin; Şemdinli lalesi” adları ile de anılmaktadır. Yurt dışında ise adı “crown impera: kral tacı” olarak geçmektedir.

           Boyu doğal yetiştiği yerlerde 50- 70 cm’ i bulabilmektedir ama benim gibi batıda, Denizli’de yetiştirmeye kalkarsanız 40 cm’ i zor bulursunuz, yine de biraz küçük de olsa görkemli çiçeklerini mart sonu-nisan başında keyifle izleyebilirsiniz. Sonbaharda derine dikilmesi gereken soğanlar  çok pis kokar, biri size tanımadığınız bir çiçek soğanını ters lale diye satmak isterse koklamanız  hatta kötü kokusu nedeniyle koklayamamanız yeterlidir!!!

        

Sırada “dalya” var. Latince  adı olan “dahlia” dan  dilimize dalya diye geçirmişiz ama “yıldız çiçeği” diye tanıyanlar da çoktur. Bu çiçeğin bodur türleri son yıllarda fide satan yerlerde bolca görülmekte, uzun boylu, iri çiçekleri olanları ise yüzyıllardır Türk bahçelerinin klasiği. Hangi  rengini isterseniz bulabilirsiniz mavi hariç!!!! Üretilmesi ister tohumdan, ister fideden isterseniz soğanların bölünmesi ile olsun çok kolaydır. Dalyalar güneşi ve suyu sever, haziran ortasından kasıma kadar çiçek açarlar.

Ilıman iklimlerde (Ege, Akdeniz gibi) soğanlarını topraktan çıkarmaya gerek yoktur ama İç Anadolu ve Doğu Anadolu gibi çetin kışı olan bölgelerde ve Karadeniz gibi nemli topraklı yerlerde soğanlar topraktan çıkarılıp kuru ve serin bir yerde korunmalı, mart sonu gibi yeniden toprağa ekilmelidir. Soğanları ince uzun patatese benzer ve birden fazla sayıdadır. Çekinmeden yetiştirin, korkmayın çok dayanıklıdır.

Bu da “süsen”, Latince adı ile “iris”.

          İrisYunan Mitolojisi’ nde “cennetin habercisi” olan Zeus’un yardımcılarından biridir. Bu haberci Zeus’un ve diğer tanrıların haberlerini gökkuşağından inerek insanlara iletirmiş, rivayet bu! Süsenler sıcağa, soğuğa, kuraklığa, suya yani her şarta dayanıklıdırlar. Bu nedenle mezarlıklara sıkça ekilirler, su bahçelerinin de vazgeçilmez öğelerindendirler. Ben süsenleri mayıs ayının ilk çiçeklerinden oldukları için severim, bir de hafif ama baş döndürücü kokuları nedeni ile… Ülkemizde bir kısmı endemik olan belki yirmiye yakın türü vardır. Benim bahçemde ise 9 ayrı rengi var, baharda sabahları toplayıp onları vazoya koydum mu evimin odalarının havası değişiverir birden…

          Osmanlı çileğini duydunuz mu hiç? İşte size küçük bir sepette, mis kokulu Osmanlı Çilek’ i, namı diğer Ereğli Çileği. Karadeniz Ereğlisi’ nde yetişen, olgunları pembe renkli ve  bir avucunun kokusu bile kocaman bir odayı anında sarabilecek  nitelikte, reçelinin tadına doyum olmayan  o muhteşem çilekler…Annemden bir kök almıştım, şimdi 10 metrekarelik bir tarlam (!) var, her yıl da bir kavanoz reçelim!... Baharda beklerim dalından yemeniz için…

                      
            İstanbul’da yaşayanlar Belgrad Ormanları’na pikniğe, yürüyüşe, gezmeye gitmişlerdir mutlaka. Ama acaba ilk karlar yağdıktan sonra, ocak sonu, şubat başında kardelenler açtığında gittiniz mi hiç? İşte bu kardelenler 2002 Yılı’nın şubatında Belgrad Ormanları’ndan 4 küçük soğanlı çiçek olarak geldiler ve benim bahçemdeki yerlerini aldılar. Her yıl onların açışlarını heyecanla seyrederim, o keskin soğukta, soğuğa hiç aldırmadan, karları hafifçe, kendi ısıları ile eriterek baş verirler beyaz örtünün içinden.    

           Kardelenler de soğanlı bitkiler grubundandır ama üretmek isterseniz ya da ormandan iki tane alıp bahçeye taşıyayım derseniz küçük bir püf noktasını hatırlamalısınız; kardelenler diğer soğanlı bitkilerden farklı olarak çiçekleri geçtikten sonra yeşil yaprakları ile birlikte soğanı çıkarılarak başka mekânlara taşınabilirler.

       Şimdi aşağıdaki fotoğrafa bakalım! Bu benim favorilerimden ama benzerliği yanıltmasın o bir kardelen değil. Yine soğanlı bir çiçek, adı Leocojum…Nasıl da narin ve boynu bükük değil mi? Ama çok dayanıklıdır aslında. Soğanını çıkarmanıza hiç gerek yok, olduğu yerde her yıl güçlenerek, yeniden açar durur…

         Ve işte aşağıda bir devre adını veren laleler! Osmanlının gözdesi, yeniden kıymeti anlaşılan ama ününü çoktan Hollandalılara kaptırdığımız bir değerimiz. Endemik olarak pek çok çeşidini barındırıyor ülkemiz. Ben bahçeme Konya’ da üretim yapan bir üreticiden alıyorum lalelerimi. Reklâmdan saymazsanız adını vermek isterim: www.asyalale.com.tr laleleri asıl memleketine geri getirmek için çok iddialılar. Laleler soğanlı bitkilerin en bilinenidir. Sonbaharda havalar serinleyince ekilmeleri uygundur, her soğanı kendisinin 2-3 katı derinliğe ekmelisiniz ama sakın üzerine sıkı bastırmayın. Çiçekleri geçtikten sonra yapraklar sarana kadar sulamaya devam ederek bekleyin ve sonra topraktan çıkarıp, serin, kuru, loş bir yerde sonbahara kadar bekletin ve hadi yeniden başlatın döngüyü…

     

            Bahçemde daha pek çok çiçek var ama dilerseniz clematislerden, zambaklardan, güllerden, nergis ve sümbüllerden bir daha ki sefere bahsedelim.

             Sizlere “wisteria” ile hoşçakalın demek isterim. Görünce hemen “Mor salkım” diye bileceksiniz onu. Son derece arsız bir sarmaşıktır, baharda önce çiçekleri açar ve kışın ölgünlüğünü üzerinizden atmanız için hafif kokusu ile içinize dolar.

Her mevsim açan bir çiçeğiniz olması dileğiyle…

 

 

 

                         

765
0
0
Yorum Yaz