Yaşam Devam Ediyor Tüm Kayıplara Rağmen

2013-06-15 11:51:00
Yaşam Devam Ediyor Tüm Kayıplara Rağmen |  görsel 1

Son zamanlarda  yaşam hızlı akıyor, ülke özgürlükler istiyor, arkadaşlar kayıplar veriyor, yaşam omuzlarımıza  yük üstüne yük bindiriyor ve biz merdivenleri tırmanmak zorundayız yoksa manzaraya ulaşmak imkansız.... umut  ve  gayret demekten başka seçenek yok sanırım... Devamı

Mürdüm'ün adı Hümeyra

2013-05-20 05:59:00
Mürdümün adı Hümeyra |  görsel 1

  12 Mayıs anneler gününde çok sevgili arkadaşım “kızlar”ın en büyüğü Hümeyra’yı kaybettim. Her kayıp insana çok dokunur, hele de sevdiğiniz, beraber büyüdüğünüz, kendisinden çok şey öğrendiğiniz birisiyse. Ama Hümeyra’yı kaybetmek nedense bana çok fazla koydu. Hümeyra yaşamın her anını ciddiye alırdı, bir dakikayı öğrenmeden, paylaşmadan, birilerini düşünmeden geçirmezdi. Hümeyra tıpkı bir ağaç gibiydi, yerinde ağır ama kolları herkese açık, bereketli ve vericiydi. Bugün bahçemde Hümeyra’yı düşündüm, güneş pırıl pırıldı onun kocaman gülümsemesi gibi sıcacık; bahçe  capcanlıydı, her yerde arılar, böcekler, karıncalar koşturuyordu onun çalışkanlığı gibi, öğrenme isteğindeki şevk gibi; altında oturduğum ağaca baktım onun gibi dimdik, dalları göğe uzanmış, meyveleri domur domur. Hümeyra burada dedim ve  bu mürdüm eriği ağacının adını Hümeyra koydum, pembe yanaklarının hatırına. Adıyla yaşasın daim… Devamı

Bir Amatörden Soğanlı Bitkiler Hakkında Bazı Şeyler!

2013-05-03 19:27:00
Bir  Amatörden Soğanlı Bitkiler Hakkında Bazı Şeyler! |  görsel 1

Bundan 10 sene önce Denizli de bahçemi kurmaya başladığımda bir bitki koleksiyonum olsun istiyordum. Öyle bir bahçe kurmalıydım ki içine giren aradığı olmayacak bir çiçeği bile bulabilsin. Tabii doğa şartlarında bu iş sınırlı ama imkansızda değil. Yazın bahçenin vericiliği çok, tabii gösterişi de! Baharın ortasından  itibaren meyve ağaçları ve bazı çalılarla çiçeklenme başlıyor, gelen giden  pek hoşlanıyor. Yaz başında meyvelerdi, çiçeklerdi, efendim taze biber, çeri domates derken, sonbahara kadar işi idare ediyorsunuz veee, Kasımpatılarla da kapanışı yapıyorsunuz. Ya ondan sonra, ondan sonra bahçeye bir hüzündür  çöküyor… Ama  umutsuzluk bahçevana göre değil! İşte umutsuzluğu hiç sevmeyen bir amatör bahçevan olarak ben 4 yıl önce  soğanlı bitkilere merak saldım. Soğanlı bitkilerin bilimsel dilde geofit’lerin en önemli özelliği sürprizlerle dolu olmaları. Eğri büğrü, kara kuru köke benzer benzemez bir  yapıdan birde bakıyorsunuz inanılmaz güzellikte, sizi büyüleyen bir çiçek çıkmış, hem de  bahardan umudunuzu kestiğiniz, kışın en ayaz günlerinde, karların ortasından size  taptaze bir umut olarak bakıp duruyor….Önceleri  bahçelerin kenar süsü olarak kullanılan bu bitkiler şimdilerde park ve bahçelerin vazgeçilmez öğeleri haline gelmekteler. Bugün bu umudu sizlerle de paylaşmak, bilen bilmeyenle soğanlı bitkileri konuşabilmek  için bu yazıyı hazırladım. Yazının  başında önce tanımları, sonra yetiştirme yollarını, aralarda küçük ipuçlarını, tablo halinde birkaç soğanlı bitki örneğini  ve özelliklerini bulacaksınız. Ayrıca yazı ... Devamı

Bir zamanlar bahçemde yetiştirdiklerim

2013-05-03 19:18:00
Bir zamanlar bahçemde yetiştirdiklerim |  görsel 1

Bir zamanlar Denizli de yaşardım, çok severek... Oradaki bahçemde yetiştirdiklerimden bir yazı yazmıştım, sizlerle onu paylaşmak istedim bugün....            İlk olarak gözbebeğim “ters lale”. Doğu Anadolu dağları ve İran’ın komşuluğunda olan yüksek kısımlarda doğal ve endemik olarak yetişen soğanlı bir çiçektir. Son yıllarda yurtdışına çıkışı kontrol altına alınmış olsa da zamanında yurtdışına bolca götürülmüş ve Hollanda ve İngiltere gibi ülkelerde hibrit türleri bile üretilmeye başlanmıştır. Fritillaria cinsine ait ve pek çok alt türü olan bir çiçektir. Yurdumuzda da çeşitli yörelerde 12 ayrı türünü bulmak mümkündür. Laleye benzeyen, bir dalın üzerinde 5-6 adet çiçeğin ters dönmüş görünümü nedeni ile “ters lale” adını almıştır. Ancak Doğu Anadolu bölgemizde “ağlayan gelin; Şemdinli lalesi” adları ile de anılmaktadır. Yurt dışında ise adı “crown impera: kral tacı” olarak geçmektedir.            Boyu doğal yetiştiği yerlerde 50- 70 cm’ i bulabilmektedir ama benim gibi batıda, Denizli’de yetiştirmeye kalkarsanız 40 cm’ i zor bulursunuz, yine de biraz küçük de olsa görkemli çiçeklerini mart sonu-nisan başında keyifle izleyebilirsiniz. Sonbaharda derine dikilmesi gereken soğanlar  çok pis kokar, biri size tanımadığınız bir çiçek soğanını ters lale diye satmak isterse koklamanız  hatta kötü kokusu nedeniyle koklayamamanız yeterlidir!!!          Sırada “dalya” var. Latince  adı olan “dahlia” dan  ... Devamı

Cam Çiçekler

2013-05-03 18:55:00
Cam Çiçekler |  görsel 1

Birkaç yıl önce bir Mayıs ayında Boston’a yaptığım seyahat sırasında gezdiğim botanik bahçelerinden birinde sohbet ettiğim bir görevli “Harvard doğa tarihi müzesinde cam çiçekleri” görmem konusunda israr etti. Önce pek anlam veremedim ve açıkçası daha çok birkaç porselen cam çiçek modeli göreceğimi düşündüm. Yinede görmeden edemedim ve inanın hiç pişman olmadım. Görülmeye, bilinmeye değer inanılmaz bir koleksiyonla karşılaştım. Bu yazıda sizlere “cam çiçekler”in hikayesini kendi çektiğim ve müzeden aldığım kitaptan derlediğim fotoğrafları ile anlatmaya çalışacağım…   “16 Nisan 1890 da cam ustaları baba oğul Leopold ve Rudolph Blaschka Harvard Üniversitesi ile bitki modelleri yapma konusunda 10 yıllık bir anlaşmaya imza atarlar. Bu anlaşma yarım asırdan daha uzun süreli bir ilişkinin ve inanılmaz güzellikte bir koleksiyonun başlangıcıdır.            Cam çiçekler koleksiyonu  Harvard Botanik Müzesi Müdürü  George Goodale tarafından başlatılmış, finansmanı ise Boston’lu bir aileye mensup bir anne kız  olan  Elizabeth C. and Mary Lee Ware tarafından sağlanmıştır.  Bitkilerin cam modellerinin Ware koleksiyonu  “The Ware Collection of Glass Models of Plants” olarak bilinen koleksiyonda resmi olarak 4400 adet model bitki anatomisinin en ince detayında kadar  özel bir işçilikle işlenmiştir.” (1)   1886 da başlayan bu hikaye oldukça ilginç aslında.  1858 de Harvard Üniversitesi Botanik bölümü Asa Gray  yönetiminde kuruluyor ve  Dr. Goodale,  çalışkan bir botanikçi ve hevesli bir kurucu olarak ... Devamı

Bahçemde Nisan

2013-05-02 21:51:00
Bahçemde Nisan |  görsel 1
Bahçemde Nisan |  görsel 2
Bahçemde Nisan |  görsel 3

Devamı

BAB NİSAN

2013-05-02 21:30:00

  BU AY BAHÇEMDE… NİSAN AYINDA YAPILACAKLAR; Nisan ayı bizi havaları ile kandıran marttan sonra baharın beklide en güzel ayıdır. Doğa yemyeşil uyanmaya başlar, bizde  kışın miskinliğinden şöyle bir sıyrılmaya çabalarız. Sabahlar daha aydınlıktır, akşamlar daha geç olmaya başlar. İçimizin kıpırtısı yüzümüze yansır bu ay. Ama ister bahçe ister balkon olsun işler de çoğalmaya başlar… Çok yıllık bitkiler Yavaş yavaş  dallarını uzatmaya başlayan çalılarınıza şekil verip, düzgün şekil alabilmeleri için bağlayabilir, kısaltabilirsiniz. Ama çok da abartmayın sonra çiçek vermelerini engellersiniz, eliniz çok hafifi değmeli üzerlerine!!!!! Kelebek çalınız varsa bir istisnadır ve  derince budayabilirsiniz, böylece yaz başı iyice gelişmiş olan yeni sürgünlerden çok güzel çiçekler alabilirsiniz. Hiç duydunuz mu bilmem ama kelebek çalısı adını çiçekleri kelebekleri cezbettiği için onlardan almaktadır…. Çalı, ağaç, kenar çitlerinin diplerini çapalama zamanıdır, hele de gübreleyecekseniz bunu mutlaka yapmalısınız. Havalar yağışsız gidiyorsa gübreleme sonrası sulamayı da ihmal etmemelisiniz. Yıldız çiçeklerinizi, uzun boylu ya çiçeklerinizi, böğürtlen, ahududu gibi bitkilerinizin yada sarmaşıklarınızın  bakımlarını yaptınız yada yenice ektiniz ise bunların büyüdüklerinde dayanacakları ve  gösterişli manzaralar oluşturacakları dayanaklarını da bu ay işler daha fazla çoğalmadan hazırlayabilirsiniz. Destek çubuk yada materyallerinin marketlerden alabileceğiniz gibi, budanmış ağaçlarınızın düzgün dallarını kurutarak, saz yada kamışlardan da kendiniz yapabilirsiniz. &O... Devamı

Yeniden Burada 2

2013-05-03 07:09:00
Yeniden Burada 2 |  görsel 1

Uzun zamandır bloğuma  yazammıştım. baharla beraber bir heves, bir iştah geldi bana da. BAB köşesi yapmaya karara verdim, yani Bu Ay Bahçemde yazı dizisi. Daha önceleri Denizli'deyken bir yerel gazate için başlamıştım ama yarım kalmıştı, devam etmek için iyi bir zaman....   hepinize iyi baharlar, yakında BAB NİSAN ve peşinden BAB MAYIS da görüşmek dileği ile....   Devamı

Jale'nin anlamı Çiğ Tanesi

2010-12-23 18:04:00

Yaşamın durduğunu düşündüğünüz anlar olur. Bahçeye çıkarsınız sabahın erken saatinde, derin bir sessizlik vardır. Herşey durmuş sanırsınız ama  bir çıtırtı çalınır kulağınıza bakarsınız  bir karınca yuvası canlanmaktadır, iki erkenci arı vızıldanmaktadır ıslak yaprakların üzerinde yada, yada bir bağrı kızıl kuşu mersin meyvesini  koparmaktadır yavrularına götürmek için. Sizin zaman durmuş dediğiniz anda aslında doğa güne başlamaktadır, kendini yenilemektedir, toprağına toprak katmaktadır. Sonra bir başka sabah güne içinizde bir boşlukla uyanırsınız, yitirdiğinizin ardından yaşanmayacak sanırsınız. Oysa  bu da doğanın bir oyunudur size, o boşluğu bir çocukla, bir güneş sızıntısı ile, hafif bir meltemle doldurur zaman içinde. Siz günü nasıl karşılayacağınızı düşünürken bir demet nergis kokusu merhem olur yaranıza. Herşeye rağmen hala yaşadığınızı fark edersiniz. Gece yağan ve yapraklara konan ince nem, çiğdir, kırağıdır kardeşiniz. Şimdi sizin acınıza  rağmen her bahar sabahı yaprakların, toprakların üzerinde yerini tekrar tekrar alacaktır. Siz onu uzaklara gitti sanırken o ayaklarınızın altında size sabahın tazeliğini, mis kokusunu getirecektir. Bir Jale’yi kaybettim sanırken siz,  o binlercesi ile yaşamı kutsayacaktır.   ... Devamı

TEMA-Vehbi Koç Doğa ve Kültür Merkezi

2008-10-27 23:26:00

İstanbul boğazını seyredecek en iyi nokta neresidir?Bu soruyu bilinçli olarak hiç sormamıştım kendime ta ki Kavacık Otağtepe deki TEMA-Vehbi Koç Doğa Kültür Merkezi’ni görene kadar.İster TEM otoyolundan, ister sahilden gidin, önce ana kapıya geleceksiniz, kişi başı 1 YTL verdikten sonra güzel olduğunu düşüneceğiniz bir bahçeye gireceksiniz. Önce sağa sola, Vehbi Koç’un  büstüne bakacak, yeşilliğe ve düzene bayılacaksınız ama biraz daha ilerlediğinizde acele ettiğiniz fark edeceksiniz, çünkü önce dev bir Türk Bayrağı sonra  Fatih Sultan Mehmet Köprüsünün dev ayağı ve aniden karşınıza çıkan İstanbul boğazı….Bu andan sonra inanamayacaksınız gözlerinize… Solda 1.köprü, karşıda  Rumeli Hisarı, sağda alabildiğine boğaz… Tekneler, vapurlar,  şilepler tam elinizin altından geçecek, uzansanız tutacaksınız sanki… Bu “doğa merkezi”nde yiyecek içecek yok, sadece siz, boğaz ve güzellikler var. Ne düşüneceğinizi bile şaşırtacak kadar nefesiniz tutulacak…. Sadece İstanbul Boğaz mı,  hayır çok da güzel bir bitki koleksiyonu var. Her kenarda bir teras, her köşede bir grup ağaç, çalı, çiçek vs.. vs… Gidin görün derim, mutlaka ve mutlaka… Pazar sabahlarınızın vazgeçilmezi olacak….Elinizde termosunuz, çantanızda börekleriniz, sabah kahvaltısına bir de manzarayı katık ettiniz mi ömrünüze ömür katılacak…. ... Devamı

Gökdelenlerin Ortasında Bir Cennet: NGBB

2008-09-19 10:09:00

                                                                 Bundan 10 yıl kadar önce İstanbul'dan Ankara'ya gitmek için bindiğim otobüs şirketinin yolu üzerinde bir levha gördüm, "Nezahat Gökyiğit Bahçesi" . Sonra bu bahçeye ait bir yazı okudum ve Nihat Gökyiğit'in doğayı bahçeyi çok seven eşinin anısına otoyolun ortasındaki çorak alanı yeşillendirdiğini öğrendim. O zaman çok özenmiştim buna.           3-4 yıl önce  aynı bahçenin  2002 yılında  botanik bahçesi olduğunu, çeşitli projelerle ve Bağbahçe dergisi ile geliştiğini internette keşfettim. Tabii  bir meraklı olarak dergiye de abone  oldum.                                                                                                                                             Temuzda İstanbul'a&n... Devamı

Yeniden burada...

2008-09-18 16:43:00

Neredeyse bir yıldır blog sayfama  hiçbirşey yazmamışım ama mazeretim vardı! Son yazımı yazıp bitirdikten bir süre sonra  ailecek hayatımızda bir değişiklik yapma kararı aldık. 14 yıldır yaşadığımız şehirden, üniversiteden, dostlardan, evimizden-bahçemizden ayrılıp bir başka şehre yerleşmek! İnsanlık için küçük ama bizim için büyük bir adım dı!!!Uzun zorlu bir süreç oldu bu değişim. Bazen yıldık bile, bazense zorluklarla kamçılandık, daha da heveslendik. Nihayetinde tam iki ay önce  İstanbul’a geldik ve yerleştik. Neresinde miyiz? Kalmışda, anadolu yakasında, denize yürüme mesafesinde bir sokaktayız...Küçük ama sıcak, kendinizi özel ve güvende hissettiren, kolaylıklarla dolu bir şehirden, 4000 yıllık tarihi belgelenmiş, görmemiş olanlar için bir muamma, görenlerin aşık olduğu vazgeçemediği, iki kıtayı birleştiren, size merakınızı devamlı dürten bir ürküntü veren İstanbul’a geldik işte...Denizi, martısı, vapurları, camileri, yedi tepesi ile bizi bekliyomuydu anlayamadık ama şimdilik bağrına basmadıysa da reddetmedi de!Aslında ben bu şehre aşinayım. İlk 1 yaşında  büyüklerin ellerini öpmek için getirilmişim. Babam bu şehirde yetiştiği ve çok sevdiği, annemin akrabalarının  bolluğu nedeni ile heryıl düzenli olarak ziyaret ettik, seksenlerin oratlarında Emirganda iki yıl yaşamışlığımız bile vardır. Eski İstanbulu yoluyla, hikayeleri, çeşmesi, sarayı, vapuru, adası ile az buçuk iddiasızca bilirim. Ama yeni İstanbul’u, değişmiş İstanbul’u???Şimdilerde bildiklerimi yeniden gezerek, arayarak alışmaya çalışıyorum bu şehre. Bu şehir bana bir güç veriyor. Onca yozlaşmaya rağmen hala ayakta, hala dimdik ve  vakurlu..Peki ya bu değişimin bir parçası olan geride kalanlar? Geride kalanlar... Devamı

Atatürk Arboretum'unu Gezdim....

2007-11-27 16:12:00

            Bu hafta sevgili kzım Poyzan Nur'un yanında İstanbul'daydım. Anne kız hasret giderdik biraz. Poyzan Nur'un okulda olduğu saatlerde ben de çoksevdiğim İstanbul'un değişik yerlerini gezdim. Bunlardan biri de Atatürk arboretumu'ydu. Arberotum kısaca canlı ağaç müzesi demek. Avrupa ve Amerika da  özellikle orman fakültelerine  ve bazende  şehre  ait arboretumlar görmeniz mümkün ama Türkiyede bilinen iki arboretum var biri İstanbul da Atatütk arboretumu, diğeri ise  daha meşhur olan Karaca Arboretumu. Ben henüz Karaca arboretumunu göremedim ama bir gün mutlaka göreceğim....     Atatürk arboretumu 1949 yılında İstanbul Üniversitesi Orman fakültesi bünyesinde kuruluyor.  Web sayfalarında detaylı bir tarihçe ve arboretum hakkında bilgi  vermişler... http://sedir.orman.istanbul.edu.tr/node/16    Sonbaharın bütün güzelliği bahçeye yayılmıştı, gezmekten büyük keyif aldım, yapraklar dökülmüştü ama ağaçların bu halide çok güzel geldi bana..     Hele bazılarının renkleri inanılmazdı....   Sonra bahçe sürprizlerle doluydu...... Özellikle ağaç türleri ile ilgilenenlere Atatürk arboretumunu gezmelerini  şiddetle tavsiye ederim. Bence doğa, yeşil seven herkes için inanılmaz bir yer. Şimdiki plansa bu güzel bahçeyi mayıs ve tammuzda gezerek  şimdilerde çığlak kalmış ağaç ve toprağı rengarenkken görmek.... ... Devamı

Bahçemden Çiçekler

2007-10-15 10:53:00

Merhabalar,   Uzun zamandır hiç ilgilenemedim blog syafamla... Uzun zamn önce BOBİT (boğaziçi Bilgi Topluluğu) için bir yzaı istemişlerdi ama web sayfaları aktiflenmiyor bu nedenle onlar için yazdığım bir yazımı sizlerle paylaşmak istedim. Yanlız çiçek fotoğraflarımı yüklemeyi başaramıyorum, paragraf aralarında gördüğünüz linke tıklarsanız fotoğraflar gelecektir........   İnternet üzerinde bahçecilik üzerine hazırladığım blog sayfasına yazdığı  “merhaba” ile tanıştım Nurçin’ le. Yazışmalarımız sonunda bir de baktım kendimi BOBİT için bahçemin çiçekleri üzerine bir yazı hazırlıyorum. Umarım bu buluşma hali uzun süre devam eder… Bu ilk yazıda sizlerle bahçemde yetiştirdiğim bazı çiçeklerin resimlerini ve onlar hakkında araştırıp bulabildiğim birkaç şeyi paylaşmak istiyorum. Bunlardan ilki “ters lale”. Doğu Anadolu dağları ve İran’ın komşuluğunda olan yüksek kısımlarda doğal ve endemik olarak yetişen soğanlı bir çiçektir. Son yıllarda yurtdışına çıkışı kontrol altına alınmış olsa da zamanında yurtdışına bolca götürülmüş ve Hollanda ve İngiltere gibi ülkelerde hibrit türleri bile üretilmeye başlanmıştır. Fritillaria cinsine ait ve pek çok alt türü olan bir çiçektir. Yurdumuzda da çeşitli yörelerde 12 ayrı türünü bulmak mümkündür. Laleye benzeyen, bir dalın üzerinde 5-6 adet çiçeğin ters dönmüş görünümü nedeni ile “ters lale” adını almıştır. Ancak Doğu Anadolu bölgemizde “ağlayan gelin; Şemdinli lalesi” adları ile de anılmaktadır. Yurt dışında ise adı “crown impera: kral tacı” olarak geçmektedir. http://www.negatif.com/fotolar/767/14767/c6d468c5a3155c0885dc3ba84dad0b2d.jpg            Boyu doğal yetiştiği yerlerde 50- 70 cm’ i bulabilmektedir ama benim gibi batıda, Denizli’de yetiştirmeye kalkarsanız 40 cm’ i zor bulursunuz, yine de biraz küçük de olsa görkemli çiçeklerini mart sonu-nisan başında keyif... Devamı

Sepette Sümbüller

2007-01-25 15:58:00

Bir önceki yazımda erkenci sümbüllerden bahsetmiştim, son fotoğrafta da sepetteki sümbülleri yollamıştım sizlere. İşte onların  açmış halleri, fotoğraf yönleri pek iyi değil ama umarım hoşunuza gider.... Bu da tepeden görünüşleri.... Toprağın üzerini cam boncuklarla malçladım(!). Hem toprak nemini korudu, hemde  hoş bir görüntü oldu....   Devamı

Kış başında evde açan sümbüller......

2007-01-11 12:31:00

  Sümbül soğanlı bitkilerden, hyacintus latince adı ile anılan mis kokulu ,baharın erken dönemlerinde  açan soğuk zamanların sıcak çiçeğidir. Ülkemizde endemik olarak yabani yetişen pek çok türünün yanısıra Osmanlı döneminde özel yetiştirilmiş cinsleri de mevcuttur. Ancak Lale devrinin bitmesi ile bu güzel çiçeği Avrupalı yetiştiricilere kaptırmışızdır ve şimdi  envai çeşit hibritlerini onlar yetiştirir biz satın alırız! Bunları bir kenara bırakırsak ve yaşamımıza bir  çeşni katmak istersek eğer sizlerde kış başında evinizde kendiniz  mis kokulu sümbüller yetiştirebilirsiniz. Bu nasıl olacak demeyin son derece kolaydır. Bu tip sümbül yetiştiriciliğine  “erkenci sümbül yetiştiriciliği” yada “sümbül şaşırtma” denilir. Kasım ayında büyük marketlerin bahçe reyonlarında, İstanbul çiçek pazarında, internetteki çiçekçilik web sitelerinde soğanlı bitkilerin satışı başlar. İşte bu  dönemde size uyan bir yerden  dilediğiniz sayıda sağlıklı, yarası , üzerinde küfü olmayan, elinize aldığınızda hafif bastırdığınızda sıkı, sert soğanlardan seçin. Tercihen birkaç değişik renk almaya çalışın. Osmanlı döneminde bu tip yetiştiricilik için “sümbül vazoları” satılırmış . Ama şimdi  bu isimle sordunuz mu zücaciyecide size  öyle bakıp, “o da ne” derler….Bu nedenle siz altta görülenlere benzer alt kısmı  şişkince, boğazı dar vazolar bulmaya çalışın. En kolayı burada fotoğrafı yok ama Paşabahçe mağazalarında “şarap sürahisi” diye satılan 0.5, 1 litrelik sürahilerden alabilirsin, son derece ucuz ve kullanışlılar.          Vazonuzu ve soğanlarınızı aldıktan sonra vazonuzun içine temiz, içme suyunuzdan doldurun. Vazonun boğazına kadar doldurduğunuz suyun vazo üst bölmesine yerleştirdiğiniz sümbül soğanının alt kısmına  değmemesine ama arada da çok  fazla mesafe kalmamasına dikkat edin. En ideali su ile soğanı... Devamı

KIŞ

2006-12-26 13:30:00

Kış geldi geliyor derken, haberi geldi. Önümüzdeki günlerde "sibirya soğukları" geliyor. Eşimle kafamız karıştı, bu soğuklar sibiryadan mı geliyor yoksa  tıpkı sibiryadakine benzer bir soğuk mu geliyor? Güzel tükçemiz! Çıkamadık işin içinden..... Öyle yada böyle  bahara varma umutlarını zaman zaman körelten, tüm diğer mevsimlerden çok daha fazla hayatın sonunu hatırlatan bir mevsim kış. Yaşamın ve zamanın durduğu, hiç sonu gelmeyecekmiş gibi ucsuz bucaksız bir mevsim..... Uçsuz bucaksız olmasına öyle de ama ya  o baharın solgun kahverengisini gözkamaştıran bir beyaza bürümesine nedersiniz? Doğanın gelinlik giydiği, umudunu bahara bağladığı, tazecik bir gelin gibi titrediği, titrettiği bir mevsim..... Bizim bahçeyede senede bir kar yağar. Denizli ayaza vurduğunda, şehir baca dumanından karardığında bizim dağa kar yağar.....Öyle bir kar ki hükmü sadece bir haftadır ama bizi Denizli'den ayırır, şehre indiğimizde " bizim orada kar var, buralar kuru ayaz mı?" sorusunu büyük bir keyifle sordurtur. İşe geç gitmemize bahane olur. Akşamları evde,  şehirdekiler kıskansın (!), kestane pişirir, birbirimize sokulur keyif yaparız....Köpeğimiz dost sevinçten çıldırır. Atasının toprağında 8 ay yerden kalkmayan kar nihayet yağmıştır, içinde bir yerlerde bilir bu onun havasıdır.... Yağan karın altında bir o yana bir bu yana koşar durur. Bizim keyfimiz yerindedir ama  bir Ankaralı olarak yağan karı seyretmeyi de, altında yürümeyi de çok sevsem bile hep içim burulur. Ya sıcak bir eve giremeyecek olanlar, ya evi olupta  ısıtacak odunu olamayanlar.... İşte bu kışın  hiçbir mevsimde olmayan en hain yüzüdür. Kalan sağlar bizimdir der doğa bu mevsimi ile, karıncaya geçit verir ama  çekirgeye acımaz, zayıfı yutar gider...... Önümüz bayram, kışın en  soğuk günlerini bayramla birlikte karşılayacağa benziyoruz. Bu günler aklımızı kullanıp, o beyaz gelinlik giyerek pusuda bekleyen kışa inat birlikte ısınmanın, ısıtmanın zamanı. Komşumu... Devamı

kutlama

2006-12-26 13:05:00

Devamı

Yalancı Bahar

2006-12-18 09:39:00

       Kışı beklerken baharla karşılaştık. Şubatta, martta güzel havalara aldanan  ağaçlar bu yıl aralıkta aldandılar. Bu demektir ki seneye bazı meyveleri yiyemiyeceğiz....        Calendula'lar (üstteki, sarı çiçek) ılıman iklimlerde dayanıklı arsız çiçeklerdir. Parlak sarı, kavuniçi renkleri ile  uzun çiçeklenme dönemine sahiplerdir. Kışın eğer korunaklı bir yerdelerse donmazlar bile, ama ben aralıkta açtıklarını ilk kez görüyorum..... Alttaki ise mürdüm eriğinin çiçeği, önüne birde elma ağacının filizi gelmiş....Ne yanılgı, aralığın 10'unda açmak...Burada yanlızca iki-üç çiçeğini görüyorsunuz ama ağacın üzeri pıtırak gibi çiçek dolu, gitti bizim güzelim mürdümler....         Zamansız öten horozu keserlermiş, eh zamansız açan ağacı da kesecek değiliz ya! Ama düşünmeliyiz galiba, neden bu ağaçlar, çiçekler kışın ortasında açmaya başladı, kış kışlıktan ne zaman çıktıda baharı hatırlatır oldu? Keşke cafcaflı sözler bilse idim, küresel ısınma, ozon delinmesi vs.. gibi belki dikkati çeker birşeyler yazabilirdim, yada  çok anlamlı görünen. Ama bilmiyorum ne yazıkki. Bildiğim tek şey insanoğlu doğa ile birlikte değilde doğa karşın yaşamaya çalışma felsefesinde. Galiba bizim bahçedeki mürdüm eriği gibi en büyük yanılgımız burada, çiçeğimiz açtı yaşasın derken bir bakacağız kara kış karşımızda ve biz önümüzdeki bahar çiçek açamadan, yaza meyvesiz gireceğiz, gelecek kuşaklara aktaracak bir döl bile bulamayacağız.....Düşünmek lazım, dikkatlice düşünmek......  ... Devamı

Çarkıfelek

2006-12-15 14:16:00

          Bu çiçeğin adı Passiflora bizdeki adı ile Çarkıfelek..... Aslında tırmanıcılardan, yani bir tür sarmaşık. Son derece arsız, durmadan kessenizde eninde sonunda uzayıp gidiyor. Çok güzel çiçekleri var, çarkıfelek denmesinin nedeni dişi ve erkek organlarının saati andırması. Bu sarmaşığı ilk olarak Güney Amerikaya çıkan misyonerler görüyor ve dişi ve erkek organlarının duruşunu İsa'nın çarmıha gerilişine benzetip, bu çiçeği onların misyonerliğinin olumlu sonuçlanacağına dair bir işaret olarak kabul ediyorlar ve  kutsal ilan ediyorlar. Daha sonra Avrupaya oradan da bize kadar geliyor.           İlaç sanayinde yatıştırıcı etkisi nedeniyle çok kullanılan hatta jenerik olarak Passiflora şurubuna adını veren bir  bitki. Kırmızı, iir dolgun meyveleri var, bunların bazı  ülkelerde meyve olarak tüketildiği de söylenmekte.            Yetiştirmek çok kolay. İster birinin bahçesinde gördüğünüzde  şöyle  irice bir dalı dibinden kesip, suya koyun, yada yumuşak toprağa batırverin, isterseniz meyveleri olgunlaşınca tohumunu yere saçın, yada bitkinin sağında solunda yerde bitmiş yeni sürgünlerinden alıp ekin. Ama dikkatli olun, öyle arsızki, kökünden heryere yayılmak gibi bir özelliği var bu nedenle bahçenizde ekmek istediğiniz yere çok iyi karar vermelisiniz. Hem sarılıp, şık görüneceği hemde başka bitkileri  sararak rahatsız etmeyeceği bir yer olmalı. ... Devamı

kış-bayram-yeniyıl

2006-12-15 11:58:00

       Kış geliyor dedik ama bu yıl galiba kışın gelmeye niyeti yok. Ekimde bir kaç gün  soğuk oldu, yağmur yağdı ama sonra yeniden bir bahar döndü geldi. Bahçemdeki mürdüm eriği o kadar şaşırdı ki çiçek açtı, bu yıl mürdüm eriği yiyemeyeceğiz demektir....        Kış gelirken herkese bir hüzündür çöker, aslında soğuk bizi evlere kapattığı, giysiler kalınlaştığı, sıcak ilişkilerin arasına soğuk girdiği için  hüzünlenmekteyiz. Birde şöyle düşünsek soğuk bize ısınmak için fırsat yarattı, bahara dinlenmiş girmek için bir tembellik mevsimidir kış, eh tadını çıkarmak gerekir. Kestane  kızartalım soba üstünde, mısır patlatalım tencerede, sonrada sıcak yorganın altına girip üşüyen burnumuzla tadını çıkaralım tembelliğin.....         Bahçesi olanlar için de  bir dinlenme mevsimidir kış ama  yinede  bahçe çok tembelliği sevmez. Dökülen yapraklar  toplanmak ister,  toprak şöyle bir yalandan kabartılıp gübrelenmek ister, ağaçlar altları açılsın, gübreleri verilsin, kökleri kış yağışlarını daha iyi alsın ister. Bahçe bu ihmale gelmez, evin  en küçük, en kıymetlisi gibi hep göz üzerinde olsun ister.....Sonra daha bahar bile gelmeden size  bu çıplak manolya gibi  şımartmanızın karşılığını verir, kışın bitmesine az kala sıcacık eflatun çiçeklerle teşekkür eder.....         Kışın soğuğunda, evinizin sıcağında mutlu bayramlar ve iyi bir yıl dilekleriyle........   ... Devamı

Eşimin Keyifli Bir Anı

2006-10-26 11:01:00

     Yıllardır çiçeklerle uğraşır dururum. Apartman dairesinde oturduğumuz dönemlerde saksı sayım 50-60 ı bulunca eşim söylenmeye başlardı çiçeklerle daha uzun süre ilgilendiğim için. Bahçeli bir evimiz olunca o günlerin kıymetini anlamaya başladı. Aslında  son derece  yardımcı ve destekleyici biridir. Bahçemi yaparken de manevi desteğini hiç esirgememiştir benden, hatta ikinci yılımızda  çok yorulduğumu görünce çimin biçilme işini de tamamen üzerine almıştır.       Nerden çıktı şimdi Türker'i, eşini anlatmak diyebilirsiniz. Aslında aklımda yoktu, çünkü bu sayfa  bahçe, çiçek üzerine tasarlanmıştı. Ama kendisi sayfamı görünce "neden ben yokum?" diye sordu. Küçük bir kıskançlık sezdim o an, sonra düşündüm aslında bahçeme, çiçeklerime çok emek vermiştim ve bu sayfayı sırf onları paylaşmak için oluşturmuştum ama  bu işleri yaparken desteği hep eşimden görmüştüm. Haksız değildi hani! Bu nedenle sizlere onu tanıtmak istedim. Bahçemizin ilk yıllarında bir mayıs günü sabahın tadını çıkartırken görmektesiniz onu. Önceleri sardunya ile gülü bile karıştırırdı ama şimdi epey yol katetti, çoğu bitkinin, ağacın adını öğrendi, meyveleri tanımaya başladı ve  inanın bir çim uzmanı oldu çıktı....       Doğada herşey bir bütünün parçası. İlk yıllar bahçede tek bir kuş bile yoktu, bahçe geliştikçe önce karıncalara yuva oldu, sonra kuşlara, kirpilere. Meyveler çoğaldı, pazara gitmez olduk. Tüm bereketini sundu bize.Eşimin bilmediği tek şey var, tıpkı doğa gibi geliştikçe güzelleşiyor yaşamımız.  Hayatımdaki neşe, güç, sevinç ve herşey o olduğu için var, tıpkı bahçede yaşam olduğu için kuşların, karıncaların, kirpilerin olması gibi.... O olmasa bahçedeki çiçeklerin de anlamı kalmayacak. Tadını birlikte çıkaracak, paylaşacak sevdiğim olmadıktan sonra bahçe çiçek açmış ne yazar? Sanırım bilmesi gereken tek şey de bu.....   ... Devamı

Lale Yetiştirmek

2006-10-19 15:37:00

        Sonbahar geldi, artık çoğumuz renklerin solup gideceğini taa mayısa kadar bahçelerde renk ve çiçek göremiyeceğmizi düşünüyoruz. Ama aslında şubat sonu mart başı özellikle yaşadığımız Denizli de baş veren sümbülleri, laleleri, nergiz ve  çiğdemleri mart sonu nisan ayında çiçekli görebiliriz. Bunun için tek yapmamız gereken şu günlerde piyasada, büyük marketlerde görebileceğiniz çiçek soğanlarından almak ve kasım sonuna kadar ekmektir....       Aldığınız soğan sümbül, lale, nergis yada çiğdem olabilir. Ama ekim kuralı aynıdı. Her soğanı sivri ucu yukarı gelecek şekilde, kendi büyüklüğünün iki yada üç katı derinliğe, iyi işlenmiş yumuşak nemli toprağa ekeceksiniz. Üzerini sadece toprakla kapatıp bastırmayacaksınız. Eğer elinizde varsa  en üste bir miktar hayvan gübresi dökebilirsiniz yada hazır sulandırılarak kullanılan çiçek besinleri ile destekleyebilirsiniz. Deneyimlerime göre çok da şart değil, kendinizi  strese sokmayın!!!                Şubat sonu mart başı gibi, havalarada bağlı olarak  baş vermeye başlayacaklarıdır. Arada don olursa korkmayın çünkü bunlar soğuk seven soğanlar, kolay kolay birşey olmaz....Ektiğiniz  soğanın cinsine göre nisan ortasından mayıs başına kadar baharın serin günlerinde  bahçeye baktığınızda renkli güzellikler görebileceksiniz.         Sümbülleri isterseniz evde erkenden çiçeklendirebilirsiniz. Bunun için  öreneğin 10 cm derinliğinde 12-13 cm çapında bir saksıya iki yada üç adet sümbül soğanını, birbirine değmeden, sivri olan üst kısımları 1cm toprak üstünde kalacak kadar Kasım ayında gömün. Daha sonra sulayıp, karanlık ve serin bir yerde 6-8 hafta bırakın. Arada bir toprağın kurumadığından emin olmak için kontrol edin, kuruyorsa nemlenecek kadar su verin.  Bu sürenin sonunda beyaz-sarı renkli baş verdiklerini göreceksiniz. Filiz boyu... Devamı

İstanbul Lalesi

2006-10-19 11:11:00

Bu yazının kaynağı: http://www.bazaarturkey.com/press/istanbul-lalesi.htm Foroğraf Melike Şahiner bahçesinden alınmıştır. İstanbul allesinin formu buradaki laleye çok benzemekle birlikte cinsi ve rengi farklıdır.....   Istanbul Lalesi 150 yıl sonra geri dönüyor  Ersin KALKAN   Avrupa lalelerinden çok farlı bir bitkiydi İstanbul Lalesi. Çiçeği badem şeklinde, çiçek yaprakçıkları hançere benzeyen, uçları da tığa benzeyecek şekilde ince ve sivriydi. Farklı renklerden tam 1588 çeşidi vardı.   19. yy’da ortadan kayboldu. 150 yıl sonra İstanbul Üniversitesi botanikçileri ve Büyükşehir Belediyesi’nin 2 milyon dolarlık projesiyle geri dönüyor. Geriye kalan üç akrabasının genetik yapıları birleştirilerek yeniden İstanbul Lalesi üretilecek. Dört yıl sonra tekrar doğduğu kentte çiçek açacak.   Tam dört yıldır İstanbul Lalesi’nin peşindeydim. Türkiye’nin Rekabet Avantajları Topluluğu’nun bünyesinde yer alan turizm grubunun dışa kapalı portalı http://groups.yahoo.com/group/Sultanahmet ’da bir yazı yazarak ‘150 yıldır ortalarda gözükmeyen İstanbul Lalesi’ni bulamaz mıyız’ diye sormuştum. Grup moderatörlerinden Nurdoğan Şengüler, bu konuda bir kampanya başlattı. Türkiye’nin hemen tüm ziraat fakülteleri ve soğanlı bitki yetiştiricilerinden gelen mesajlar artık umudun kalmadığını gösteriyordu.   İstanbul’un lalesi sanki yer yarılıp da içine girmişti. Oysa 1681 ile 1726 yılları arasında kayda geçirilen ‘Defter-i Lalezar-ı İstanbul’da tam 1108 lale çeşidinden söz ediliyor, 1764 tarihli ‘Ferah-engiz’ isimli risalede ise bu sayı 1588’e kadar çıkıyordu. Türkiye’deki botanik çevrelerine göre, bunlardan geriye bir tane bile kalmamıştı. Bir zamanlar laleyi Osmanlı’dan alan Hollanda’dan geliyordu artık lale soğanları.   Halbuki 17. yüzyılda Osmanlı’da önce ‘Ser Şükufeciyan-ı Hassa’ diye adlandırılan Çiçekç... Devamı

Bir Bahçe Kurmak İçin Önsöz

2006-10-18 23:35:00

Bir kitap yazmak istedim bahçe kurmak için, en kolayı önsözü yazmaktı, üstelikde daha son sözü söylemeden. Aşağıda bahçe kurmak isteyenler için o önsözü bulacaksınız. Darısı son sözün başına......   ÖNSÖZ Bir kitaba önsöz yazmak en kolay işmiş. Ben önsözü son sözü yazmadan bitiriverdim. Nerden başlasam diye düşünürken günler akıp geçti ve şimdi bodozlama dalıvermek gerekiyor konunun içine. Bir bahçe yaparken ilk karar verilmesi gereken şeylerden biri bu işi gerçekten seviyor musunuz ve ellerinizi kirletmeye hazır mısınız sorusunu yanıtlayabilmektir. Hoş bu kitabı elinize aldıysanız bile bu sorunun az çok cevabını vermişsiniz demektir ve  ikinci soruya geçebilirsiniz. Nasıl bir bahçe istiyorum? Ben bahçemle uğraşırken ve bahçeleri gezerken bir şeyin farkına vardım. Bahçeler sahiplerinin yada kendilerine bakım yapan kişilerin aynasıdır. Dışa dönük, herkesle dost ahbap kişilerin bahçeleri de kendileri gibi renkli yaz çiçekleri , dağınık formlu çalılar, yayvan açılımlı ağaçlarla doludur, daha sakin, düzeni seven, şekilselliğe önem veren insanların bahçeleri tertipli, simetrinin hakim olduğu, koni biçimli ağaçlardan, herdem yeşil çalılardan, gül gibi çiçekli ama ağırbaşlı bitkilerden oluşan bahçelerdir. Dikkat ederseniz etrafınızdaki bahçelerde tek elden bakılanlarla, apartman bahçeleri gibi çok kişinin etkisi altındaki bahçelerde farklıdır. Apartman bahçeleri bana hep yanlız , tek edilmiş gelir. Ne kadar bakımlı olursa olsunlar, bu bahçelerde hemen herkesin dediğine uyabilmek için bir ürkeklik, bir yeknesaklık sezilir. Oysa çoğu mustakil evin bahçesi sahibinin keyfini yansıtır. Bir de profesyonellerin bahçeleri vardır; bu bahçeler sahibinin isteği doğrultusunda peyzaj mimarları ve / veya tecrübeli bahçevanlarca bakılırlar. Bu bahçeler kurallara uygun, mükemmel denecek görüntüde bahçelerdir ama bana yine sıradan gelirler, çünkü güzel mankenlerin giydiği nefis elbiselere benzerler, modacı yaratıcılığını kullanmıştır, mankende o güzelim hatları ile taşımıştır... Devamı

Bahçem İle Bir Başlangıç

2006-10-18 23:26:00

Çocukluğumdan beri doğayı, çiçekleri, ağaçları ve toprağı hep sevmişimdir. Bunda anne ve babamın etkisi çoktur. Annem evde daima saksıları olan, yazlıkta sarmaşıklar, saksıda yaz çiçekleri yetiştiren biriydi. Ve babam işi gereği gittiği her tepeden, her dağdan çiçek toplayıp kurutan, onlardan yoğun işine rağmen tablolar yapan biriydi. Çiçek tabloları yapmayı bana da öğretmişti. Ortaokulda odamın duvarlarına  popstarların resimleri yerine kuru çiçek arajmanları asardım. Üniversite sınav tercihlerime peyzaj mimarisini de yazdım ama bizim zamanımızda peyzaj mimarisi pek favori bir bölüm değildi. Sonra aradan zaman geçti kendi evim oldu, ilk evim Samsundaydı ve Samsunda çiçek yetiştirmek çok kolaydı. Küçük bir tohumu bir çerçeveye sıkıştırsanız bir hafta sonra yeşerirdi. İlk hevesimi evde saksı çiçekleri yetiştirerek aldım, eşim bazen şikayetçi olurdu, evdeki saksılardan kendisine yer kalmayacağını söylerdi ve 60-70 saksının bakımı da kolay değildi! Bu dönemde annemler Kırıkkale’de bir bağı hobi olarak işlemeye başladıkları için biraraya geldikçe sera geziyor ve bahçecilik üzerine sohbet ediyorduk. Zaman hızla akıp geçti ve 37 yaşında bahçeli bir eve geçtim. Bu arada annemlerin bağı cennet olmuştu ve ben daha yeni evimize taşınmadan bahçeye neler yapacağımı düşünüyordum. 200 m2  bahçeye 200 çeşit bitki planım vardı!!! Daha eve taşınmadan çamlar, çalılar diktim bahçeye, duvar kenarlarına mazıdan sınır yaptım, her metre karesi ile kendim uğraştım. Bugün 200 m2 üzerinde 150 adetten  fazla 100 çeşit bitkim var. Yemyeşil, keyifli, dostlarla dolan taşan bir bahçeye sahibim. Evimizin yanındaki belediyenin 250 m2  yeşil alnını da yeşillendirmeyi üstlendim. 40 adet ağaç, 20 kadar çalı ve dayanıklı çiçeklerle yavaş yavaş şekillenmeye başladı orası da. Tüm bu yıllar boyunca bahçeyle ilgili ne buldumsa okumaya çalıştım, köylülerden öğrendiklerimi not aldım, bahçevanları yakaladıkça sordum, ve internette inanılmaz siteler bularak bilgimi arttırdım. Ama... Devamı

Zeynep İçin (1992-2006)

2006-10-17 09:15:00

Yaşam sürprizlerle dolu, tıpkı doğa gibi...Biran herşey günlük güneşlikken, daha ne olduğunu bile anlamadan birden karlar yağıyor. Mevsimler diye ad koyuyoruz değişimlere ama bu sadece bir yanılsama...Her an hergün değişiyor doğa, onunda anı anına uymuyor tıpkı bizim yaşamlarmız gibi.... Bugün sabah kalkıyoruz günlük güneşlik, planlar yapıyoruz, işlere koyuluyoruz... Sonra nerden estiği belli olmayan bir rüzgar çıkıyor hafiften, bir iki bulut derken, bir fırtınadır kopuyor önünde duramadığımız....                                                                                                                                                                            Bu güzel çiçeğin adı "Leocojium", inci çiçeği diyenlerde var. Her yıl nisan gibi açar, biray kadar çiçekli kalır. Boynu bükük, hüzünlü bir çiçektir ama bir o kadarda zariftir. Sanki bilir ömrünün kısa olduğunu, ama zarafetinden, güzelliğinden , neşesinden ödün vermez. o kısacık ömrünü doyasıya yaşar bahar güneşinin altında...Ben  bu yıl  bu güzel çiçeğe "Zeynep" adını koydum. Tıpkı bu çiçek gibi ömrü kısa ama zarafeti, neşesi, sevgisi sonsuz olan bir ... Devamı

Bahçemden çiçekler.....

2006-10-03 23:26:00

                    ... Devamı

Güller

2006-10-02 17:10:00

  Gülün yeryüzündeki ilk çiçeklerden olduğu söylenir. İlk midir bilemem ama zerafeti, narinliği, narinliğe rağmen güçlü, dayanıklı oluşu ile diğerlerinden hemen ayrılır. Bu sayfadakiler benim bahçemin gülleri..... Devamı

Yaz bitti...

2006-09-17 11:38:00

Yazın sonu geldi, sonbaharın ilk günleri. Papatyaların, dalyaların, güllerin mevsimi bitiyor.Serin rüzgarlar, sarılar, tabalar,kahverengiler alacak doğadaki yerlerini. Çoğu insanı sonbaharla birlikte bir hüzün sarar, sanki herşey bitiyormuş gibi. Oysa her son bir başlangıç değil mi? Şimdi doğanın dinlenme zamanı, gücünü toplama, nesilleri sürdürmek için kendini besiye çekme zamanı. Esen rüzgarlarla dallar kırılacak, doğa kendini budayacak,temizleyecek, son kalan tohumlar dört bir yana dağılacak, yağan yağmur tohumları nemlendirecek, artıkları çürütüp, yeniden geridönüşüme sokacak. Bahara kadar toprak suya, besine doyacak ve baharla yavaşça uyanacak. O zaman hüzün neden? Aslında bizlerde aynı döngüde değilmiyiz. Bahara kadar yenilenmek için işleri sonbahar ve kışın yavaşlatmıyor muyuz? Kapıları pencereleri kapatıp kendi içimizde bir çeşit dinlenmiyor muyuz? Küçücük, sıcacık  odalarda aile ve dostlar ile sohbetler yapmıyor muyuz, bahara yaza planlar kurmuyor muyuz? Sünnetleri, düğünleri nasıl yaparız diye konuşmuyor muyuz? O zaman hüzün niye? Hüzün ışığı kaybettiğimiz için geliyor galiba, ama ışığı kaybetmemek lazım. doğaya bakmak lazım. Herşeye rağmen güneş her sabah yeniden doğmuyor mu?     Bu küçük kuş kışın çıplak dalında dinleniyor, bahar gelir mi diye kaygılanmıyor, çünkü biliyorki sıcak günler mutlaka gelecek, yeterki dayanmayı bilsin... Şairin dediği gibi ".....yeterki karamasın, sol mememin altındaki cevahir" Sonbaharın serin günlerine merhaba derken, dilerim kış yuvalarımızda sıcacık ve sağlıkla geçer.......            ... Devamı